Ana Sayfa

Künye

Reklam

İletişim

Video

Resim

Ses

Sitene Ekle

Yazarlar

RSS

E-Gazete

Haber Akışı

Asayiş

Güncel

Ekonomi

Politika

Dünya

Spor

Magazin

Kültür-Sanat

Eğitim

Sağlık

Bilim-Teknoloji

Yaşam

yazarmailyhasturk@ogunhaber.combiyografiBiyografi
Kimi İnsan Gibi İnsan
  Yaratan yüce Mevla, insanı yaratırken, diğer canlılardan farklı yaratmış;
  

Ona, akıl,
Ona, izan,
Ona, merhamet,
Ona, adalet duygusu,
Ona, nefretten önce sevgi,
Ona, idrak,
Ona, düşünme ve sonuca ulaşma duygusu vermiş.
Her insan bu nimetlerden yeterince yararlanamaz.
İşte o zaman, iyi insan. “insan gibi insan” ile diğerlerinin farkı ortaya çıkıyor.
Tatlı dil ile çevresini kandıranlar kendisini kurnaz zannediyorlar.
Bir bakıyorsunuz tanınmış bir kişi. Kimisi sanatçı, kimisi tüccar, kimisi işçi.
Menfaat sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
Çoğu zaman akçalı menfaatler öne çıkıyor!...
Son günlerde Ankara kulislerinde bir öykü dinlendiriliyor:
Horozun biri ağacın üst dallarına tünemiş ha bire ötüyor.

-ÖÜRÜÜ ÖÖÖ, ÖÜRÜÜ ÖÖÖ, ÖÜRÜÜ ÖÖÖ..

Sesi duyan tilki, ağacın dibinde bitmiş.

-Horoz kardeş kulağım ağır işitiyor, aşağı in, yanımda öt, seni dinlemek istiyorum.

-İnmem senin niyetin beni yemek.

-Olur mu öyle şey, duymadın mı? hayvanların birbirini yemesi yasaklandı.

-İnanmam. Yalan söylüyorsun.

-Yemin ediyorum. İnan bana…

İşte tam bu sırada, iki aç kurt koşturarak, tilkiye doğru yönelmişler.
Bunu gören tilki, tozu dumana katarak kaçmaya başlamış.
Bir yandan kaçıyor, bir yandan

-Ben kaçıyorum horoz kardeş sen de kaç. Sen de kaç…

Horoz bir taraftan ötmeye devam etmiş, bir yandan;

-Hani hayvan hayvanı yemeyecekti. Üstelik birde yemin ediyorsun. 

-Ben yasağı bir başka tilkiden duydum. Ona da başkası söylemiş. Kaç kurtul!...

Bu horoz ve tilki öyküsü şimdi dillerde.
Erken seçim önerileri ortaya atıldıkça, siyasi kadrolarda dalgalanmalar hızlandı.

Şu anda, baraj altında gözüken partilerde, merkez kadroları heyecanlandı. Üst yönetimde yer alanlar, şimdiden kendilerini milletvekili görüyorlar. İkbal iştahları kabaranlar ise, bakan hatta başbakan.

Geçmişin transfer öyküleri hatırlanmaya başlandı.

Grup arayışı içinde olan partiler ise el altından, isimleri basın mensuplarına fısıldamaya başladılar bile. Gazete sayfalarında insini gören milletvekilleri ise;

-Böyle bir şey yok. Hayal ürünü. Bu da nerden çıktı? Ben partimin neferiyim demeye başladılar. Bazı iddialar ise Ankara kulislerini renklendirdi.

-Falanca, filanca partiden genel başkanlık istemiş.

Bu, bu dönemin bir yeniliği. Eskiden liste başı olmak istenirdi. Şimdi genel başkan olmak isteniyor!...

Ankara kulislerinde en çok ağır silah ithali konusu konuşuluyor.

Genelkurmay başkanlığının karşı çıkmasına rağmen, emniyet genel müdürlüğü ve milli istihbarat teşkilatı kadrolarının ihtiyacı olan tank, top gibi ağır silahların Türk silahlı kuvvetlerine danışmadan ithal etmeleri değerlendiriliyor.

Bu konuda yapılan düzenleme, TBMM İçişleri alt komisyonunda kabul edildi.

Komisyon başkanı Sivas milletvekili Selami Uzun’un açıklaması dikkat çekti. “Emniyet ve istihbarat teşkilatı, halen, tank, top dahil, ihtiyaç duyduğu, istediği ağır askeri silahı ithal edebiliyor. Biz, mevcut durumu koruduk. Genel Kurmay'ın yetkinin Milli Savunma bakanlığında toplanması yönündeki talebini kabul etmedik.”

Öte yandan, Başbakan Tayyip Erdoğan, bir ilke imza atarak Genelkurmay başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile, haftalık olağan görüşmesini, Genelkurmay karargahında yaptılar.

Bu yakınlaşma be buluşma, Ankara kulislerini hareketlendirdi.

Bir yandan, özel kuvvetlerin karargahındaki kozmik oda ve sırlar yargı tarafından aranarak, değerlendiriliyor, diğer yandan, yürütmenin başı, Başbakan, Genelkurmay karargahında buluşuyorlar.

Hem de asimetrik karşı bir propagandaya, silahlı kuvvetlerin muhatap olduğu bir dönemde. Böyle bir iddia ortada iken, elbette böyle bir buluşmada, Ülke için son derece önemli konular görüşülmüştür!...

Beri yandan, eski DTP’ li yeni BDP’ li milletvekillerinden bazıları için “görüldükleri yerde yakalanmaları” kararı çıkıyor.

Milletvekillerinin görülmemesi mümkün mü? Elbette hayır.

Onlar, seçim bölgelerinde, ellerinde molotof kokteyli, etrafı yakan, yıkan “demokratik hak arayışı içinde olan” çocuklarla, partililerle beraberler.

Onlar, ellerinde plastik kelepçe, Başbakanın TBMM içindeki makamının kapısındalar.

Onlar, TBMM içindeki makam odalarında veya genel kuruldalar,

Onlar, partilerinin genel merkezinde,

Bütün bunlar onların doğal hakları.

Ancak, uygulama imkanı gözükmeyen bir kararı alarak emniyet mensuplarımızı zor durumda bırakan bir kararda en çok kulislerde değerlendiriliyor!...

Eski DTP’de eş başkan olan yeni BDP’li Emine Ayna bir gazetemize verdiği özel demeçte:

“PKK’yı yok sayarak çözüm olmaz. Demokratik siyasetin içinde yer almak istiyorum, barış istiyorum diyor. Buna niye karşı çıkayım? Söyledikleri reddedilecek talepler değil…”

Peki kim “demokratik siyaset içinde yer almak” istiyor?
Daha dün 7 askerimizi Tokat Reşadiye de şehit eden PKK.
Ellerinde silah, ülkenin bir bölümünde askerle çatışan PKK.
Şehitleri molotof kokteyliyle yakmak isteyen PKK.
Çocukları ve kadınları öne sürerek devlete kafa tutmaya çalışan PKK.

Demokratik siyasette yer almaya istekli olduğunu milletvekili Emine Ayna’nın ağzından ilan eden PKK.

Şimdi gelinde Ankara kulislerinde dinlendirilen HOROZ-TİLKİ  öyküsüne kişileri yerleştirmeyin.

Ankara’ da çok ilginç konuşmalar oluyor.
Kendilerini tilki sananlar var.
Ama bu ülkede milyonlarca “İnsan gibi insan” var.
Yani, aklı, izanı, nefretten çok sevgisi olan, düşünen insan var.
Beri yandan, kurtların kovaladığı insan görünümlü tilkiler.

 

 




CRA 09.Ocak.2010 Cumartesi - 03:58:00

Bu haber 569 kez okundu.

OGÜNhaber
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız..

Yorum Yaz Bookmark and Share

OGÜNhaber
Bu haber için henüz yorum yapılmamış veya yapılan yorum onay beklemektedir..


  Üyelik
Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla:
Üye Ol
  TCMB Döviz Kurları
  Hava Durumu