Ofsayt taktiğinin uygulanışını ilk gördüğüm takım, 1980’li yılların sonundaki Milan’dı. Kaptan Baresi yönetimindeki savunma, mükemmel bir zamanlamayla ileri çıkıp, rakip forveti açık ofsaytta bırakıyordu. O takımın orta sahasının belkemiği olan Rijkaard, bugün Antalyaspor’un gollerinden sonra “Neyse ki maçı İtalyan televizyonu yayınlamıyor; arkadaşlara rezil olmuyoruz” diye düşünmüştür herhalde.
Galatasaray ofansif anlamda maça kötü başlamadı. Ama bir anda gelen birbirinin çok benzeri iki gol, “Eyvah sezon gidiyor galiba” havası yaşattı. Paniğe kapılmadan, gereksiz gerginlik yaratmadan ısrarlı oyuna devam etmeleri, hem maçı, hem de (en azından şimdilik) sezonu kurtardı.
Antalyaspor’un şanssızlığı, golleri çok erken bulması oldu. Galatasaray gibi orta saha-forvet hattı bu kadar tehlikeli bir takıma karşı bütün maç dayanmak çok zor. Özellikle savunmalarının da devamlı açık vermesi, onlar için skoru korumayı imkansızlaştırdı. Tek çıkar yol, farkı artırmaya devam etmekti. Ancak buna da direkler izin vermedi.
Kişisel performanslara baktığımızda, Elano son maçlarda yükselen grafiğini bu maçta da sürdürdü. Bu oyuncunun en büyük özelliği topu ayağında çok tutmadan, hızlı bir şekilde arkadaşlarına pas dağıtması. Bu oyun tercihi zaman zaman etkisiz bir görüntü çizmesine yol açıyor. Ancak Elano takıma, takım da Elano’ya alıştıkça, bu hızlı top kullanımının takımın hücum kalitesine olumlu etkisi olacaktır.
Son bir söz de yan hakem Erhan Sönmez için edeyim. Antalyaspor’un ofsayt izlenimi yaratan iki golünü de haklı olarak oynatmaya devam etmesi büyük bir cesaret ve başarıydı. Hakemlerin yaptıkları her hata günlerce tartışılırken, yaptıkları böylesine kritik ve zor doğruları da gündeme getirmek lazım. Yoksa yakında mazohistler dışında hakem bulmakta zorlanılabilir.

CRA 12.Aralık.2009 Cumartesi - 02:36:00
Bu haber 444 kez okundu.