Alçak tabure meselesi.
Oysaki kişi kendinin aynasıdır misali, “Alçak tabure’ ye oturmakla alçak olunmaz” düşünmeden yapılan çok basiretsiz bir hareketti.
Kendini bilmez bir adamın dipsiz bir kuyuya attığı bir taşla yine gerildik…
Aynı geçen seneki sahne.
Başbakan Erdoğan’ın katıldığı Davos’ta da moderatör krizi yaşanmıştı. Yine kendini bilmez bir adam vardı.
Ve yine gerilmiştik…
Bu tarz gerginlikleri malzeme yapanlar ve para kazananlar bile oldu, ONE MİNUTE
T-shortları yok sattı mesela…
Gelelim İki ülke arasında olan bu sürtüşmelerin ülkemiz içinde yaşayan Yahudi kökenli T.C vatandaşlarına yansımasına;
Yani bir çoğumuzun arkadaşı olan.
Yosef’e
Mordo’ya
Morris’e
Sevan’a vs. bizim içimizde yaşayan ve ticari ilişkilerimiz olan, bazılarımızın komşusu olduğu insanlara…
Dertliydi Yosef.
Hadi oradan dedim ne derdin olacak, Yahudi zengindir, Yahudi her şeye hâkimdir, en azından benim uzaktan gördüğüm içine girmediğim böyle idi.
Ön yargılı verdim veriştirdim, Yosef’i dinlemeden, bile bile…
Siz dedim çocuk katilisiniz, çünkü başbakanım öyle diyordu ve bende onun dediklerine katılmalıydım.
Gücendi. Dudağını büzdü ve üzgünlüğü her halinden belliydi biraz daha dokunsam ağlayacaktı…
“Merak etme gidiyorum buralardan” dedi…
Şaşırdım “yahu neden alındın bu kadar, şaka yaptım” desem de gitmekte kararlı idi…
Yorgunum diye başladı sözlerine,
“Her gerginlikte işlerime ne olacak, siparişlerim geri alınacak mı benden, ödemeler bana değil de Filistin’e yardıma mı yapılacak diye düşünmekten yoruldum.
Evimin önüne duamı koyamamaktan yoruldum.
Bizim bu ülkeye ne zararımız olmuş ki, yanımda 102 kişi çalışıyor, içinden sadece ben ve 2 kardeşim Yahudi,
Devletime geçen yıl 1 trilyon vergi vermişim…
Elemanlarıma her Cuma günü izin vermişim namazını kılmışlar, fabrikama mescit yapmışım insanlar içinde kolayca ibadetlerini etsinler diye…”
Ama dediğim gibi kapatacağım kepenkleri gideceğim buralardan, her gerginlikte işlerimin bozulmasından, bazı kendini bilmezlerin küçücük çocuklarımıza ırkçılık yapmasından bıktım usandım artık…
Yapma yahu biz sana ne dedik, dinlerimiz ayrı olsa da kardeşiz biz…
KAL DEDİM AMA NAFİLE, GİDECEK YOSEF, İSTİHDAMINIDA DOSTLUĞUNUDA, VATANINIDA TERK EDİP GİDECEK…
Bizde basın mensupları ve yazarlar olarak her zaman ki gibi arkalarından laf söyleyeceğiz… DURUN GİTMEYİN DEMEK VARKEN…
Bir kez daha söylüyorum, DİNİ, DİLİ, IRKI, MEZHEBİ, CİNSİ, ŞEKLİ, RENGİ ne olursa olsun T.C vatandaşı benim kardeşimdir, tıpkı YOSEF gibi…
Yazar kalemi ile savaşır ve savunur kendini, Ancak yazarken insan terazide beş kat ölçmeli kendini, ne demek istediğini iyice ifade etmiş mi ve düşünmeli onu okuyacak olanlar farklı yapıda ve kültürde insanlar olabilir, cahil insan ise etkilendiğinde beyni ile savaşmayacak silahına davranacaktır.
O yüzden kalemler dürüstlüğün kalesinde yazın yazılarınızı...
Yandaş olmayın,
Taraf olmayın,
Yargı makamı da değilsiniz,
KALEMLER SAF VE TEMİZ KALSIN.
Unutmayın sebepsiz nefret yıkıcıdır, içinizde ki kini kusmak için sebep arayan ve bahane bulmak isteyen kimselere yardım ve aracılık etmeyin.
NOT; Aslında Yosef’i savunmam bile Yosef’e hakarettir, bilmem anlatabildim mi?

CRA 15.Ocak.2010 Cuma - 14:53:00
Bu haber 351 kez okundu.