Dikkatleri çeken bir diğer nokta ise gerek siyaset gerekse sanat dünyasında faaliyet gösteren farklı milletlerden birçok önemli ismin yardım için seferber olmasıydı. Öyle ki ABD, Kanada, Fransa, İspanya ve Türkiye’nin de dâhil olduğu birçok ülke kurtarma çalışmalarının hızlanması, yiyecek başta olmak üzere gerekli malzemelerin Haiti’ye ulaştırılması ve adada dağıtılması süreçlerine katıldılar.
Tıpkı yıllar önce Türkiye ve Yunanistan’da yaşandığı gibi politikanın rutin çarkının kısa süreliğine de olsa askıya alındığına şahit olduğumuzu söyleyebiliriz. Nasıl ki Akdeniz’in iki ülkesi senelere yayılmış siyasi sorunlarını rafa kaldırıp birbirlerin yaralarını sarmaya odaklanmış ve söz konusu durum ikili ilişkilerin de düzelmesinde rol oynamışsa yeryüzünün farklı coğrafyalarında yaşayan ve belki de haritada Haiti’nin yerini bile gösteremeyecek durumda olan birçok birey bugün oradaki gündelik hayatın devamı adına çaba harcıyor!
Böylesi bir tablo akla şu soruyu da getirecektir; Türkiye, Yunanistan, Haiti veya dünyanın bir başka bölgesini doğal afetlere karşı daha korunaklı hale getirmek için yapılması gerekenleri binlerce ölü vermeden hatırlamak mümkün değil midir? Süregelen açmazlar böyle amaçlar uğruna normal zamanda da rafa kalkamaz mı?
Sonuç olarak, Haiti felaketinin sadece orayı değil dünyanın aynı riskle yüzleşme ihtimali bulunan diğer bölgelerini de insanlığa hatırlatması ve yapılması gerekenlerin kötü sonlar kapıyı çalmadan uygulamaya konmasını ummak,siyasetin gücünü bu yönde kullanmasına daha çok şahit olmayı dilemek kalıyor geriye.

CRA 19.Ocak.2010 Salı - 01:15:00
Bu haber 554 kez okundu.